TERSANE-İ AMİRE’DE GEMİ İNŞA FAALİYETLERİ

1. TERSANE-İ AMİRE’DE İNŞA EDİLEN GEMİ ÇEŞİTLERİ

XV. yüzyılın sonlarına doğru deniz gücünü giderek arttıran Osmanlılar, Batı’daki komşularının ve bilhassa Venediklilerin deniz tecrübelerini ve denizcilik ıstılahlarını almışlar, kendi gemilerinin çeşit ve adedini çoğaltarak XVI. yüzyılın ilk yarısında Akdeniz’de hakimiyet tesis etmişlerdi.

Osmanlı donanmasını teşkil eden gemiler, kürekli ve yelkenli olarak iki gruba ayrılıyorlardı. Kürek ve yelkenle yürüyen gemilere “çekdiri”, “çekdirir” veya “çekdirme” tabir ediliyor(1) , yalnız yelkenle yürüyen gemilere ise, “yelkenli” veya “kalyon sınıfı gemiler”(2) deniliyordu. Burada XVII. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı Bahriyesinde kullanıldığını tesbit edebildiğimiz gemilere yer verilecektir.

A. Kürekli Gemiler

Çekdiri nev’inden olan bu gemileri iki kısımda incelemek mümkündür: 1. Büyük Donanma Gemileri 2. İnce Donanma Gemileri ve Kayıklar.

1. Büyük Donanma Gemileri

a) Firkate: 10-17 oturaklı(3) olan firkatelerin her küreğini iki-üç kişi çekerdi(4). Firkateler, aynı zamanda ince donanma sınıfından oldukları için nehirlerde de

(1) Bu kelime birkaç şekilde kullanılmıştır. Ramazan 1113 (Şubat 1702) tarihli derya beyi İzmirli Ali Bey’e gönderilen hükümde “çekdiri” (MD.CXII, s. 130/3), Muharrem 1018(Nisan 1609) tarihli İnebahtı Sancakbeyi Ali Bey’e gönderilen hükümde “çekdirir” (MD.LXXVIII, s. 849/3011), 1090(1679) tarihli defterde “çekdirme” ve “çekdiri” (MAD. 15779, s.3) şeklinde geçmektedir. Silahdar Tarihi’nde (1, 729) ise, “çekdirü” imlası da vardır.
(2) Katip Çelebi, yelken gemilerini “kalyon” olarak zikretmektedir (Tuhfetü’l-kibar. vr.69a). Yelkenli gemilerin sınıflandırılması ile alakalı olarak ayrıca bk. Uzunçarşılı, Merkez Bahriye s.465; Svat Soucek, “Certain Types of Ships in Ottoman-Turkish Terminology”, Turcica, VII, Paris 1975, s.234.
(3) Tuhfetü’l-Kibar, vr.6 Ancak XVIII. yüzyılın başlarında 20 oturaklı firkate inşa edildiği de görülmektedir. Nitekim, 1115(1703) senesinde Karadeniz sahillerinde inşa edilen 80 firkateden yedisinin oturak sayısı 18, yedisinin 20 idi. Diğer firkateler 14, 16 oturaklı olarak yapılmışlardı (KK. 5658, s.1-3). 1106(1694-5) senesinde ise, 15 oturaklı inşa edildiklerini 100 firkate için istenen 3000 kürekten anlıyoruz (KK.2475 s.134).
(4) Tuhfetü’l-kibar, vr. 69a.

kullanılmakta(5), süratli hareket ettiklerinden haber getirip-götürmekteydiler(6). Muharebe zamanlarında firkatelere 80(7), hatta 100(8) levend konulmaktaydı.

Tersane-i Amire’den bir firkateye verilecek yedek mühimmat arasında kürek, zift, katran, üstüpü, çivi, kurşun, tahta, içyağı, tentelik kirpas ve halat vardı(9). Ayrıca top için 1,5 kıyyelik 200 yuvarlak veriliyordu(10).

Firkatelerin uzunlukları da farklı idi. Mesela, Birecik tersanesinde inşa edilen fırkatelerin küçüklerinin ebadı 4,5 x 21, büyüklerinin ise 4,5 X 27 zira idi(11).

b) Pergende: Kürekle yürüyen ve yelkeni yardımcı olarak kullanan çekdiri nev’inden 18-19 oturaklı, 33-40 zira uzunluğunda bir harb gemisi idi(12). XVI. yüzyılda fırkate ile aynı kabul edilmekteydi(13).

c) Kalyata: 42-48 zira uzunluğunda(14), 19-24 oturaklı(15) çekdiri nevinden bir gemi olan kalyata(16), Tuna donanmasında da mevcud idi. Bilhassa takib hizmetinde kullanılan(17) kalyataların başlarında topu ve harb zamanlarında 220 kadar cenkçisi bulunurdu(18). 893 (1498) senesinde bir kalyatada, bir baş topu, 2 darbzen ve 4 prangı vardı(19). Zilka'de 1109 (11 Mayıs 1698) tarihli tezkireye göre bir kalyataya 255 yuvarlak veriliyordu(20). XVI. yüzyılda bir kalyatada iki topçu neferi bulunuyordu(21).

(5) Uzunçarşılı, Merkez Bahriye s.459.
(6) 1103(1691-2)'de Akdeniz’deki Osmanlı donanması, Pravişte’ye saldıran iki gemi üzerine giderken, Kapudan Paşa olup-bitenleri tahkik etmek üzere bölgeye üç Selanik firkatesi göndermişti (Silahdar,II, 672).
(7) Uzunçarşılı, Merkez Bahriye, s.459.
(8) Evail-i Rebi'ülahır 1100 (23 Ocak-ı Şubat 1689)’de Kapudan Paşa’ya gönderilen hüküm:
(MD.XCVIII, s. 93/294.
(9) 1109 (1697-8) senesinde 33 firkateye bu mühimmattan belirli mikdarlarda dağıtılmıştır
(MAD.7915, s.172)
(10) Zilka'de 1109 (11 Mayıs 1698)’de verilen mühimmat: MAD.2732 s.49.
(11) Orhonlu, Nehir Nakliyatı s.85.
(12) Tuhfelü’l-kibar, vr.69a; Tuhfeutü'l-kibar, (Gökyay neşri), Sözlük s.327; Uzunçarşılı, Merkez Bahriye, s.460. Muharrem 967 (Ekim 1559)'de Sakız beyine yazılan hükümde, levendlerden alınan 18 oturaklı geminin Istanbul’a gönderilmesi emredilmektedir (MD.III, s. 163/443).
(13) Lingua Franca, s. mad.91.
(14) 1108(1696-7)'de Tersane-i Amire’de beş ve İznikmid Tersanesinde beş olmak üzere 10 kalyata inşa edilmiş, bunlardan biri 48 arşın, diğerleri 42, 43 ve 44 arşın uzunluğunda yapılmışlardı (MAD.2150, vr.146a). Ancak XVIII. yüzyılda bir kalyatanın uzunluğu 33 arşın idi (Uzunçarşılı, Merkez-Bahriye s.460).
(15) Tuhfetü’l-kibar, vr.69a.
(16) Bu kelime kalyete, şeklinde harekelendiği gibi (KK.2612 s.1) kalyata, kalyat olarak da yazılmıştır (TSMA.E.596). Benzer bazı yazılışlar için ayrıca bk. Lingua Franca, s.241-3, mad.3ı9. Bu kelime günümüzde kalite şeklinde de okunmuştur.
(17) Şükri, Esfar, s.ı68.
(18) Uzunçarşılı, Merkez-Bahriye, s.460.
(19) TSMA.E.594.
(20) MAD.2732, s.49.
(21) Zilhicce 978 (Nisan-Mayıs 1571) tarihli Vezir Pertev Paşa’ya gönderilen hüküm: MD.XII,
s. 245/512.

XVIII. yüzyılın başında Tersane'i Amire’den özel bir şahsa satılan kalyatalardan, bir kalyatanın rayiç değerini tesbit etmek mümkün olmaktadır. Bu dönemde bir kalyatanın 30.000 akçe olduğunu 25 Ramazan 1112 (5 Mart 1701)'de Tersane'i Amire’de, Köseoğlu isimli bir tüccara yapılan satıştan öğrenmekteyiz(22).

d) Kadırga: Kuruluş devrinden XVII. yüzyılın sonlarına kadar Osmanlı Donanmasındaki harb gemileri içinde en çok kullanılan ve vurucu gücü teşkil edeni kadırgalar idi(23).

Bir Osmanlı kadırgasının iki bodoslaması arası 55-56 zira(24) anbar ağzı 22 karış, kıç yüksekliği 18 karış, baş yüksekliği 11 karış, kuşak yüksekliği 6 karış bir parmak idi(25).

Kadırgalar gayet uzun ve ensiz, kısmen su seviyesinde denecek kadar alçak ve hareketleri pek seri idi(26). XVII. yüzyılın ortalarından itibaren fırtınaya daha fazla dayanmasını temin için karpuz kıçlı olarak inşa edilmişlerdi(27). Kadırgaların kıçları başlarına nisbetle daha yüksek ve baş bodoslamaları omurgalarına dikey bir şekilde duruyordu. Ayrıca baş ve kıçlarında etrafı halatlarla çevrili birer küçük yarım güverteleri bulunmakta ve bunlar üzerinde kapudanlar ile cenkçiler yer almakta idi(28).

Bir kadırgaya üç yelken, iki tente, beş lenger, 27 kangal halat verilmekte(29) ve XV. yüzyıl sonlarında bir büyük top ile dört darbzen ve 8 aded prangı topu bulunmaktaydı(30). Daha sonraki devirlerde ise, biri başta, ikisi yanda olmak üzere üç top vardı(31). Kadırgalardaki toplar için 1109 (1697-8)’da 200 yuvarlak verilmişti(32). Bir kadırgada 25 oturak, 49 kürek vardı(33). Bir kürek boşluğu mutfak

(22) Satılan dört kalyatadan herbiri için önce 40.000’er akçe taleb edilmiş, fakat alıcının buna gücü yetmeyeceği düşünülerek 10.000 akçesi tenzil edilmişti (MAD. 4876, vr.33a).
(23) Kadırga, Osmanlılardan önce, Marmara ve Ege kıyılarındaki Türk beylikleri tarafından da kullanılmıştı (Soucek, Cerlain Types, s.235). Kelime, ekseriyetle kadırga şeklinde yazıldığı halde, kedirga, katarga gibi değişik imla ile de yazılmıştır (Lingua Franca, s.523-6, mad.785).
(24) Tuhfetü’l-kibar, vr.69b.
(25) Katip Çelebi, bu uzunlukların eskiden birer karış eksik olduğunu yazmaktadır (Tuhfetü’l kibar, vr. 69b).
(26) Uzunçarşılı, Merkez-Bahriye s.462. Ali, gemiler arasında kadırganın mevkiinin padişahın vezirleri mesabesinde olduğunu zikreder (Gelibolulu Mustafa Ali, Mevaidü’n-nefais fi kavaidi'l mecalis, neşr. Yeniçağ Tarihi Kürsüsü, İstanbul 1956, s.199).
(27) Tuhfetü’l-kibar vr.69b.
(28) Ancak bu yarım güverteler, Venedik gemilerindekilerden daha büyük ve gösterişli idiler
(Şükri, Esfar, s.171).
(29) Tuhfetü’l-kibar, vr.70a-b. 1084(1673)’de bir kadırgaya verilecek mühimmat listesi için bk.
Ek.3.
(30) Uzunçarşılı, Merkez-Bahriye s.512.
(31) Tuhfetü’l-kibar, vr.71a.
(32) MAD.2732 s.49.
(33) Tuhfetü’l-kibar, vr.69a-b. 1290-1540 arasında Venedik kadırgalarında 25-30 oturak ve her oturakta, üç ayrı küreği çeken üç kürekçi oturmaktaydı (Frederic Chapin Lane, Venetian Ships and Shipbuilders of the Renaissance, Baltimore 1934, s.9). Bu konuda ayrıca bk. Alberto Tenenti, Piracy and the Decline of Venice 1580-1615, Oxford 1967, s.111. Bir İspanya kadırgasında ise, 1560’larda 24 oturak, 144 kürekçi varken, sonraları kürekçi sayısı 160’a, 1571 ‘de 174’e çıkmıştı (John Francis Guilmartin, Gunpowder and Galleys, Changing Technology and Mediterranean Warfare at Sea in the Sixteenth Century, Oxford 1974, s.226).

olarak kullanılıyordu(34). Her küreği yerine göre dört(35) veya beş kişi(36) çekiyordu. Buna göre, normal olarak her kadırgada 100 savaşçı ile birlikte, 196 kürekçi, 20 alatçı, iki dümenci, bir yelkenci, iki gümi, iki kürek yapıcı, iki kalafatçı, iki neccar ve hepsine hükmeden, harita ve pusula kullanan bir reis olmak üzere 328 kişi bulunuyordu(37).

XVII. yüzyılın başlarında bir kadırganın maliyeti, inşaat için lüzumlu kereste, çivi, zift, katran, üstüpü gibi malzeme masrafları yanında marangoz, bıçkıcı ve demirci gibi sanatkar ücretleri ile birlikte 236.500 akçeye ulaşıyordu(38).

e) Baştarda: 26-36 oturaklı, her küreğinde 5-7 kürekçi bulunan(39) ve kadırgalann büyük tiplerinden olan baştardalar(40), mavnadan daha uzun, fakat daha alçak ve küçük idiler(41). Büyüklükleri itibariyle orta baştarda, Paşa baştardası ve Hünkar baştardası olarak üçe ayrılırlardı.

aa) Orta Baştarda: 57 zira uzunluğunda ve 26 oturaklı olan orta baştardalar(42), XVII. yüzyılda Kapudan Paşa Yedeği, Tersane-i Amire Kethudası ve Tersane-i Amire Eminine ait idi.

ab) Paşa Baştardası: Kapudan Paşa’nın bindiği baştardanın uzunluğu 70-72 arşın olup, oturak sayısı 36, kürek sayısı 72 idi. Her küreğini yedişer kürekçi çekiyordu. Kürekçiler arasında her mankada üçer cenkçi bulunurdu. Paşa baştardasının mürettebatı 500 kürekçi, 216 cenkçi ile gemici, topçu ve diğerleri 800’e ulaşıyordu. Bunların içinde denizcilikte mahareti olan kıdemli bir reis baştardaya kumanda ederdi(43).

Paşa Baştardası XVII. yüzyıldan itibaren karpuz kıçlı olarak inşa edilmeye başlanmıştı. Kıç kısmında paşa gemisi olduğunun anlaşılması için enine konulmuş

(34) Tuhfetü’l kibar vr.69a-b.
(35) Aynı yer.
(36) Derya Beylerinin kadırgalarında her küreği beş kişi çekiyordu. Bk. Kürekçi-Alatçı Taksimatı Kısmı. XIV. yüzyılda Venedik kadırgalarında ise, bir tarafta üç kişi bulunuyordu (Frederic C. Lane, Venice and Hıstory, The Collected Papers, Baltimore 1966, s. 190).
(37) Mevcudu bu şekilde zikreden Katip Çelebi, toplam 330 kişi Olduğunu yazmaktadır (Tuhfetü’l-kibar, vr.69b). Marsigli, mürettebatı 327 kişi olarak verir (s.151)
(38) 12 Zilhicce 1022(23 Ocak 1614) tarihli kadırga inşasına ait defter: TSMA.D.4189
(39) Tuhfetü’l-kibar vr.69a. XVI. yüzyılda bir İspanya baştardası 35 oturaklı idi. Safer 975 (Ağustos 1567) tarihli Cezayir-i Garb Beylerbeyisine gönderilen hüküm: MD. VII, s. 13/51.
(40) Baştarda kelimesi, bastarda (Lingua Franca, s.100-107, mad.83-84 Soucek, Certain Types, s.237) ve baçtarda (Topçular Katibi vr. 117b) şeklinde de yazılmıştı.
(41) Soucek, Certain Types, S.237.
(42) Tuhfetü’l-kibar, vr.69b
(43) Aynı yer.

üç feneri vardı(44). Baş taraflannda üç top, yanlannda dörder-beşer aded küçük çaplı hafif toplar bulunuyordu(45).

Kapudan Paşa XVIII. yüzyıl başlanna kadar donanmanın başında denize çıktığında Paşa Baştardasına binerdi. 1113 (1701-1702) tarihinden itibaren Kapudan Paşaların harb zamanlarında baş kapud denilen kalyona binmeleri, üç fener ve üç bayrak takmalan ve harbsiz zamanlarda yine baştardaya binmeleri kanun oldu(46).

ac) Baştarda-i Hümayun: Hünkar gemisi de denilen Baştarda-i Hümayun, Padişahlar tarafindan inşa ettirilmekte, diğer gemilere nisbetle süslü, tekne, direk, kürek ve yelkenleri yeşile boyalı ve sancağının yeşil olması(47) hasebiyle “yeşil kadırga” olarak da bilinmekteydi(48). Bunlar da üç fenerli ve karpuz kıçlı idiler(49). İlk defa Kanuni Sultan Süleyman tarafindan Has Bahçe’de kurulan Tersane’de yeşil baştarda inşa edilmiş, II. Selim ve 994 (1586) senesinde III. Murad, kapudan deryası olan Kılıç Ali Paşa’ya aynı yerde bir baştarda-i hümayun inşa ettirmişlerdi(50). Daha sonralan III. Mehmed ve IV. Mehmed’in de birer baştarda yaptırdıkları bilinmektedir(51).

Bir vezir donanma ile sefere gidecek olsa baştarda-i hümayuna binerdi ve bu baştardanın reisinin vardiyanbaşı olması kanundu(52).Baştarda-i hümayunlar, diğerlerine nisbetle daha ağır hareket ediyorlardı. Nitekim, 1114 (1702)’de büyüklüğü ve seyrindeki ağırlığı sebebiyle mevcud baştarda-i hümayun tamir edilerek kürekli kalyona çevrilmişti(53).

1) Mavna: XV. asırdan itibaren Osmanlı Donanmasında kullanıldığını gördüğümüz(54) mavna(55) baştardadan daha geniş ve yüksek, 26 oturaklı, ekseriya iki, bazan üç direkli ve iki katlı olarak inşa edilen(56) çekdiri nev’inden bir harb

(44) Aynı yer.
(45) Şükri, Esfar, s.174.
(46) Uzunçarşılı, Merkez-Bahriye s.464.
(47) Tuhfetü'l-kibar vr.69b.
(48) Selaniki, S.210.
(49) Tuhfetü’l-kibar vr.69b.
(50) Selaniki, S.210.
(51) Padişah baştardalarından IV. Mehmed’e ait olanı bugün Deniz Müzesi’nde bulunmaktadır. Bu baştardanın tavsifi için bk. Bahriyye Müzesi Kataloğu, Istanbul 1333 (1917), s.8-10.
(52) Tuhfetü’l-kibar, vr.69b.
(53) Zilka'de 1114 (23 Mart 1703) tarihli Kapudan’a emr-i şerif yazılmak üzere tezkire:
MAD. 5362, s.69.
(54) Donanmaya ait 893(1488) tarihli defterde bir mavnanın kalafatçıları zikredilmektedir
(TSMA.E.596).
(55) Mavna, kelime ve şekil itibariyle menşei batıdan gelmeyen tek gemi idi. Kelimenin Türk veya Arab menşeli olduğu konusunda bk. Soucek, Certain Types, s.234. Mavna kelimesi, mağuna,
mauna şekillerinde (Lingua Franca, 5.541, mad.805) ve mavuna şeklinde de (Topçular Katibi, vr.304b) yazılmıştır.
(56) Tuhfetü’l-kibar, vr.6 ; Şükri, Esfar, s.175.

- Sonraki Sayfa -